Blog

Bulut Bilişim ve gelecek ile ilgili tahminler
Bulut bilişim ya da çok fazla anılan adıyla ‘cloud computing’ servislerin ya da depolama alanlarının ücretli ya da ücretsiz olarak Internet üzerinden bütün bilişim cihazlarına tam olarak ya da özel olarak sunulması anlamına geliyor.

Bulut bilişim aslında elektrik ya da telefon şirketlerinin tüm ülkeye ya da belirli şehirlere sunduğu bir hizmet altyapısı olarak düşünülebilir. Evinizde ışıkları açmak için düğmeye bastığınızda, belirli bir ücret üzerinden size sunulan bir elektrik sağlama sistemini düşünün. Altyapısal olarak elektriğin bir termik, hidroelektrik ya da nükleer santralden üretildiği ve evinize gelene kadar yol alacağı şebeke hakkında hiçbir ayrıntının sizi ilgilendirmediği bir gerçek. Bilişim sektöründe ise durum tam olarak böyle değil, en azından  çoğu durum için benzer bir şebekeden söz edemiyoruz.

Bu konuya devam etmeden önce birlikte bir uygulama geliştirelim. Adı ‘WalletTracker’ olsun. Akıllı bir cüzdan takipçisinin ihtiyaçlarını şu şekilde belirledim. Ben ne zaman bir harcama yaparsam bu harcamalarımı ilgili bir kategoride toplasın. Örneğin bir ayakkabı aldığımda, ayakkabı kategorisi altında, hangi mağazadan aldığımı, ne kadar para ödediğimi saklasın. Aynı durum marketten ya da pazardan bir kg domates aldığımda da geçerli olsun. Akıllı cüzdanım, benim alışkanlıklarımı öğrensin ve bana en uygun ve en ucuz ürünü önerebilsin. Markette alışveriş yaparken daha kasaya gitmeden barkod okuyarak ürünün fiyatını alıp, o marketten alışveriş yaparak ne kadar fazla ya da az para ödeyeceğimi de bana söylesin. WalletTracker aynı zamanda ayda bir bana e-posta yoluyla harcamalarımın bir analizini yapıp, rapor üretsin. Platform olarak istersem masaüstü bilgisayarımdan ya da dizüstü bilgisayarımdan ya da akıllı cep telefonumdan ya da tablet bilgisayarımdan WalletTracker’i kullanabileyim. Internet üzerinden yaptığım alışverişler de WalletTracker ile senkronize olabilsin. WalletTracker dostu bir alışveriş yaptığım websitesine girdiğimde WalletTracker numaram ve şifrem sayesinde yaptığım alışveriş otomatik olarak izlenebilsin. Bankama eğer istersem WalletTracker üzerinden yaptığım alışverişleri görebilme imkanı sunayım. Böylece hesap aşım limiti için bana en iyi rakamları önersin ya da en avantajlı kredi kartını sunsun. Ve en sonunda WalletTracker için bir sosyal paylaşım sitesi olsun. Kişiler en uygun fiyatlı ve kaliteli ürünleri nerede aldıklarını karşılaştırabilsinler. Yani kendileri değil cüzdanları arasında arkadaşlık olsun.

Bana göre kullanışlı bir uygulama, bir gün birisi böyle bir uygulama ile karşımıza çıkarsa (belki benzerleri halihazırda vardır bile) hiç düşünmeden kullanırım, devir ekonomi devri diyerek.

WalletTracker’ın altyapısına baktığımızda iki elementin başrolde olduğunu görüyoruz: depolama ve servisler. Karşılaşacağınız da muhtemel üç sorun olacak: ölçeklenebilme, elverişli olma ve performans. Bulut bilişimi bu uygulama için nasıl kullanabileceğimizi ve sorunlarımıza nasıl eğileceğine bir bakalım:

Uygulama Geliştirme ve Depolama


Uygulamayı hangi teknoloji ile geliştirdiğiniz çok da önemli değil. Tabi ki yazılım mimarisini karşılaması gereken ve başka kriterlere de uygun (bilgi birikimi, tecrübe, teknolojik olgunluk) bir şekilde uygulamanızı geliştirip test ettiniz. Ardından bu uygulamanın bazı yerlerine çeşitli arayüzler koydunuz: Kullanıcı ile konuşacak olan arayüz, alışveriş siteleri ile anlaşacak arayüz, bankalarla anlaşacak arayüz ve hatta belki marketlerdeki belirli RFID  etiketleriyle anlaşacak arayüzlerinizi birer servis olarak tasarladınız. Yapmanız gereken tek şey bu uygulamayı olduğu gibi bir Bulut’a yüklemek. Tak-çalıştır prensibinde olduğu gibi uygulamanız Internetten servis vermeye başlamış olacaktır.

Depolama konusunda ise uygulamamızı iyi takip etmemiz gerekiyor. WalletTracker için ilk yıl onbin kullanıcı hedeflemişseniz onbin kişinin cüzdanlarının bilgilerini, raporlarını ve diğer bilgileri depolayacak bir alana ihtiyacınız var. Bunun için de Bulut’tan belirli bir miktar yer satın alabilirsiniz. Ya da kullanıcı sayısını tahmin edemezseniz ‘kullandığın kadar öde’ gibi bir seçenek de mevcut. Tabi ki her ikisi arasında fiyatlandırma farkı var. Bu tıpkı telefon aboneliğine benziyor.

Ölçeklendirilebilme

Ölçeklenebilirlik, kullanıcı sayısının dolayısıyla verinin artışıyla altyapınızda yapmanız gereken genişlemeyi ifade ediyor. Eğer Bulut Bilişim altyapısını kullanıyorsanız bu konuda endişelenmenize gerek olmayacaktır. Sisteminizi istediğiniz konfigürasyonda büyütebilmeniz mümkün.

Elverişlilik

Bir uygulamanın hangi sürelerde ayakta olacağına ilişkin bir parametredir elverişlilik. Örneğin uygulamamız %99.999 ya da 7/24 ya da yılın 5 günü hariç hergün ve an çalışıyor olabilir. Bu tamamen ne kadar kritik bir sistem geliştirdiğinize bağlıdır. WalletTracker için 7/24 uygun bir parametredir. Seçilen her farklı abonelik farklı ücrete tabi olacağından, iyi düşünmelisiniz.

Elverişlilik konusuna kişisel olarak ayrı bir önem veriyorum. Çünkü bir bilgi işlem merkezini sürekli elverişli ve ayakta tutmak bir şirket için çok maliyetli ve uzun bir süreçtir. Her türlü felaket senaryolarına karşı önlemler almak, elektrik ve Internet şebekesindeki kesintilere karşı senaryolar geliştirmek, ısınmadan kaynaklı makine ve parça değişimlerini yapmak ve tüm bunları yaparken çevreyi de korumak çok büyük bir emek, para ve tecrübe istiyor.

Performans

Performans için çok farklı kriterler vardır. Örneğin bir veritabanı sorgusunun yanıtının ne kadar zamanda döneceği gibi. Burada cevap verebilme (responsiveness) de kullanıcı açısından bir kriter. Bulut bilişim bu konuda farklı seçenekler sunabiliyor. Kullanacağınız veri depolama teknolojisi ya da kiraladığınız Internet bant genişliği gibi seçenekler sayesinde performansı etkileyebilirsiniz.

Sonuç olarak WalletTracker gibi bir uygulama geliştiriyor olsaydım ve yukarıdaki kriterleri sağlamak gerekli olsaydı, Bulut Bilişimin altyapısını sonuna kadar kullanırdım. Peki satış açısından ne yapılabilirdi? Bulut Bilişimi kullanan birçok şirket hizmet alan kullanıcılarına faturayı yansıtırken, Bulut Bilişime ödedikleri parayı da maliyet olarak ekliyorlar. Bu oldukça mantıklı bir yaklaşım. Eğer bir su tesisatçısı evinizde bir tamir yaparken, belirli parçaları değiştirmek isterse o parçalar için kendi yaptığı maliyeti ve işçilik maliyetini toplayıp fatura olarak sunuyor. Bulut Bilişimde de bundan farklı bir durum yok.

Tahminler ve Yorumlar

Forrester Research’ün tahminine göre 2011 yılında 40.7 milyar dolar olan Bulut Bilişim pazarı 2020 itibariyle 241 milyar dolara ulaşacak. IaaS olarak kısaltılan, Infrastructure as a Service yani depolama ve uygulama barındırma altyapısının sunulması anlamına gelen hizmet ise 2014 yılında 5.9 milyar dolarlık bir market oluşturacak. Buradaki en önemli iki oyuncu Amazon ve Rackspace.

SaaS, Software as a Service, yani yazılımın bir servis olarak Internetten sunulması ise 2016 itibariyle 92.8 milyar dolarlık bir pazara sahip olacak. Bu konuda Informatica’nın bulut bilişim hamlelerini dikkatle takip etmeliyiz.

Bu tahminlere ek olarak başka bir araştırma daha yaptım. Tablet bilgisayarların satış oranlarıyla Bulut Bilişimin pazardaki büyüyüşü arasında bir korelasyon yakalamak istedim.

Morgan Stanley’nin yaptığı bir araştırmanın sonucunda 2012‘deki tablet bilgisayarlarının satışı yaklaşık 100 milyon adedi bulacak öyle ki bu rakam 2011 rakamlarından 16 milyon daha fazla. Başka bir araştırmada ise 2020 itibariyle tablet pc satışının toplam bilgisayar satışlarının %60’ı bulabileceği ön görülmüş.

Şimdi burada iki teknolojinin yükselişini görüyoruz. Her yerde ve her zaman servis altyapısı sunan Bulut Bilişim ve her yerde her zaman bilgiye erişimi sağlamayı hedefleyen tablet bilgisayarlar. Tablet bilgisayarlar, nanoteknolojideki gelişmeler sayesinde hızlarını ve yeteneklerini belirli bir ölçüde arttırabilir. Ancak, masaüstü ya da gelişmiş dizüstü bilgisayarlar kadar güçlü olmadıkları bir gerçek. Bunun yanı sıra akıllı telefonlar konusuna hiç girmiyorum ki onların yetenekleri daha da kısıtlı olabiliyor.

Sonuçlar

Sonuç olarak üç uygulama geliştirme ve servis sağlama modeli üzerinde duruyorum. Şekil 1’de klasik bir masaüstü uygulama geliştirme yaklaşımı yer alıyor. Bu modelin geçerli olabileceği pazarlar çok kısıtlı ve hitap edebileceği kitleler çok az. Yazılım ekibiniz bir yazılım üretiyor ve bunu bilgisayarlara doğrudan kuruyorlar.


Şekil 1: Masaüstü Yazılım Üretimi


İkinci modelimizde ise özel bir bulut bilişim altyapısı söz konusudur. Burada özel olmayan bulut bilişim mimarisinden farklı olarak, tüm altyapı yazılımı üreten şirket tarafından kurulur ve bakımı sağlanır. Dezavantaj olarak böylesi bir altyapının kurulması ve bakımının maliyetli olabileceği gerçeğidir.


Şekil 2: Özel Bulut Bilişim Altyapısı


Şekil 2’de sunulan altyapı Web2.0’ın belki de belkemiğidir. Hatta Web2.0 uygulamalarına baktığımızda, ölçekleri arttıkça (örneğin kullanıcı sayıları, ele almaları gereken verinin büyüklüüğü) kendi bünyelerinde oluşturdukları bu bilgi işlem merkezlerini genişletmekten kaçınmamaktadırlar. Özellikle sosyal paylaşım sitelerinde bu durum çok bariz bir şekilde kendisini göstermektedir. Ağ ne kadar büyürse, altyapınızın da buna elverişli hale getirilmesi gerekiyor.

Şekil 3 ile gösterilen altyapıda, mavi ile sınırları çizilen kısım yazılımın üretildiği ortamı gösteriyor. Turuncu kısım ise, servislerin üzerinden sağlanacağı ve depolama çözümünün sunulacağı üçüncü parti bir bilgi işlem merkezi. Bulut ise Interneti ifade ediyor.


Şekil 3: Açık Bulut Bilişim Altyapısı


Burada, Bulut Bilişim hizmetinin başka bir şirketten alınması sözkonusudur. Bu durumda, üretilen yazılımın ve sağlanacak servislerin başka bir sunucu grubundan buluta aktarılması gerekir. Böylece, uygulamanın yaşam çevresinin bakım ve sorumluluğu ve de kullandığın kadar öde prensipli bir Bulut Bilişim hizmeti alınmış olunur. Şekil 3’de bunu göstermeye çalıştım.

Avantajlarını ortaya koymaya çalıştığım bu yazıda, Bulut Bilişim ile ilgili bir endişeyi de dile getirmek gerekir. Verinin kullanım haklarının ve kişisel ya da kurumsal bilgilerin gizliliğinin korunması Bulut Bilişimin gündeminde epeyce tartışma konusu olmuştu. Ancak şu bir gerçek ki, bu hizmetlerden faydalanmak isteyen müşterilere güvenilir bir altyapı sunmayı hedefleyen servis ve altyapı sağlayıcı şirketler bu konuda gerçekten çok hassas. Bulut bilişimi kullanmak istediğinizde, kabul ettiğiniz anlaşmayı iyi incelemeniz ya da hukukculara inceletmenizde fayda olacaktır.

WalletTracker örneğimize geri dönersek eğer, en uygun yöntem tabi ki ikinci ya da üçüncü yöntem olarak gözüküyor. Aralarında bir seçim yapmak gerektiğinde ise bu yazılımın üretilmesi için gerekli iş planına bakmak lazım. Yani ne kadar zamanda, ne kadar özelliğe ve kaliteye sahip, ne kadara malolacak bir uygulama geliştirmeyi hedefliyorum. Eğer bir başlangıç (startup) şirketiysem altyapı hizmetlerini başlangıçta kiralamak çok mantıklı olabilir. Çünkü, bütün Dünyanın cüzdan bilgilerini takip etmek ve yardımcı olmaksa hedef, çok iyi bir bilgi işlem altyapısı gerekiyor. Bu konuda deneyimlerden faydalanmak çok önemli. İyi bir altyapı olmadan, mimari olarak birbiriyle konuşan iki kutucuk ve onları dışarıya açan bir servis arayüzü kesinlikle yeterli olmayacaktır. Özellikle kendi yazılım şirketlerini büyük bir hevesle kuran, iyi fikirlerle ortaya çıksalar dahi, girişimcilerin iş planlarında bilgi işlem altyapıları için kısa, orta ve uzun dönemde gereksinimlerini ortaya koymaları şart. Aksi takdirde, ikinci yöntemin kısa dönemde çözmesini umdukları altyapısal sorun geri dönüşümü zor olan bir yere uygulamayı taşıyabilir.

KOMTAŞ Bilgi Yönetiminin partnerlerinden Informatica da bu alandaki ilerlemeleri çok önceden farketmiş gözüküyor. BigData konsepti etrafında, büyük verilerinizi buluta yükleyin, analiz edin ve Informatica’nın sunduğu dört dörtlük bilgi işlem biriminin her CPU ve Diskinden sonuna kadar faydalanın diyor kısaca. Zaman zaman okuduğum haber bültenlerinde konuyla ilgili birçok başarı hikayesi gördüm. Kendi bilgi işlem biriminizde yapmanızın maliyet ve bilgi birikimi eksikliğini gördüğünüzde, yani BigData ile karşılaştığınızda Bulut Bilişimin hizmetlerinden faydalanın derim.

Teşekkürler,


SELÇUK BOZDAĞ

KOMTAŞ Bilgi Yönetimi ve Danışmanlık - Yazılım Ekip Lideri
2002 yılında Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri ve Mühendisliği Bölümünden mezun oldu.
2002 - 2007 arası Ankara'da yazılım mühendisliği ve uzman yazılım mühendisi olarak çalıştıktan sonra 2007 - 2010 yılları arasında yurtdışında yazılım ekip liderliği yaptı.

2010 yılında Türkiye'ye döndü ve KOMTAŞ Bilgi Yönetimi'nde ArGe departmanında ekip lideri olarak göreve başladı. Halen bu görevini devam ettiren Selçuk, kurumsal veri analizi yazılımları ve yüksek performanslı bilişim konularıyla ilgilenmektedir.